Cinque Terre / İtalya

İtalyan Rivierası’nın Ligurya bölgesindeki beş incisi: Riomaggiore – Manarola – Corniglia– Vernazza – Monterosso Al Mare seç beğen al!

Manarola

Aşk tanrısı beni Manarola’da çekme şansına eriştiğim bu kareye benzer bir fotoğrafı gördüğüm anda kalbimden vurdu! O anda gözlerimden kalpler fışkırırken ruhum çoktan oraya ışınlanmış, uzun pozlamaya başlamıştı! Bundan sadece 1.5 sene sonra gerçekten orada fotoğraf çekiyordum, hatta görüyorsunuz şansıma fotoğrafımda dolunay bile var!

İklim nasıl? Ne zaman gitmeli?

Vernazza

İtalya’yı neden seviyoruz? Tarihi binaları, renkli sokakları, şarapları ve yemekleri için. İşte Cinque Terre’de bunlara aşırı dozda maruz kalıyorsunuz.

UNESCO’nun Dünya Kültür Miras listesindeki bu beş köy genel olarak ılıman bir iklime sahip. Sıcaklık yazları 30 dereceye ulaşsa da her an yağmur geçişleri olabilir, ilk ve son baharda ise bol yağmurlu.

Daha az turist olsun da rahat rahat gezeyim, arada bulut olsun da şöyle püfür püfür essin (hem uzun pozlamada da şahane olur), ve belki dalgaların arasında denize de atlarım diyorsanız çok yaza kalmadan Nisan, Mayıs aylarında veya benim gibi Haziranın ilk haftalarında gidin. Zira yaz aylarında sıcak bir yana turist sayısını kontrol etmeye sebep olacak kadar kalabalık oluyor.

Nerede kalmalı?

Riomaggiore

Ortalama bir bütçeyle seyehat ediyorsanız benim gibi La Spezia’da kalabilirsiniz. Levanto da bir diğer uçta ve orası da görece uygun. Köylerde kalmak elbette çok pahalı ve kalacak yerler otellerden ziyade oda kiralama şeklinde. Yine de en çok konaklama imkanı Monetrosso Al Mare’de var. Belki uygun hosteller bulabilir veya oda kiralayabilirsiniz ama ister köylerde ister diğer şehirlerde kalın, aylar öncesinden rezervasyonunuzu yapmalısınız. Zira araç ulaşımı pek kolay olmadığı ve sokaklar genelde dar ve yokuş olduğu için sapa bir otelde kalmak pek de uygun olmayabilir.

Ne kadar kalmalı?


Manarola

Köyler arası ulaşım trenle 5-10 dakika ve elbette bir günde hepsini gezebilirsiniz ama mümkünse en az iki gün ayırın ve iyice tadına varın. Ki zaten gün batımını Manarola’da izlediniz diyelim, peki ya Vernazza? O kusur mu kalsın? Yine de bir gününüz varsa gün batımını Manarola’da izleyip gece ışıklarını Riomaggiore’de izleyebilirsiniz. Bu durumda gezmeye Monterosso Al Mare’den başlamalısınız.
Bu arada trenden inen turist kalabalığını bir nebze azaltabilmek için ise köyleri karışık bir sırayla gezmeyi deneyebilirsiniz.

Fotoğraf açısından Cinque Terre rengarenk evler, sevimli sokaklar, masmavi deniz ve muhteşem gün batımı demek. Gece ve gündüz uzun pozlama için ve benim gibi yalnız geziyorsanız kendinizi çekmek için tripodunuzu da mutlaka götürün!

Ne yemeli, içmeli?

Manarola

İtayla’ya geldik pizza ve makarna yiyeceğiz elbette ama Cinque Terre’ye özgü bazı yiyecek ve içecekleri de tatmalı.

Trofie or trenette al Pesto: meşhur Ligurian sosu olan pestolu makarna

Pansotti con salsa di noci: rikottalı (bir İtalyan peyniri) makarna, içinde hodan çiçeği, baharatlar, ceviz, sarımsak, mercanköşk, zeytinyağı ve kremalı sos varmış.

Focaccia: soğanlı ve peynirli başta olmak üzere birçok çeşidi olan hamur işi

Farinata: genellikle odun ateşinde pişirilen ve nohut unundan yapılan bir çeşit bazlama

Acciughe: çeşit çeşit ançuez

Dondurma ve spritz gibi tatlar zaten genel olarak İtalya’ya özgü ancak, Cinque Terre üzüm bağları ve limon ağaçlarıyla dolu bir yer. O yüzden yerel şarapları ve limon likörünü (limoncino) deneyebilirsiniz. En meşhur şaraplardan bazıları; Scıachetra’, Cinque Terre, Cinque Terre Costa de Campu DOC, Cinque Terre Costa de Sera DOC. 

Nasıl ulaşılır?

Vernazza

Buraya yakın şehirler Genova ve Pisa olsa da ben en ucuz uçak biletini Bologna’ya bulduğum için oradan trenle geldim. Siz de en uygun fiyatlı seçeneği arıyorsanız hem uçak fiyatlarına hem de tren fiyatlarına bakmayı ihmal etmeyin.  

Tren ve araçla ortalama şu saatlerde ulaşabilirsiniz.

Genova’dan trenle 1.5, araçla 1 saat

Pisa’dan trenle ve araçla 1,5 saat

Floransa’dan (Firenze) trenle 3, araçla 2,5 saat

Milano’dan trenle 3,5 saat, araçla 3 saat

Bologna’dan trenle 3.5 saat; araçla 2,5 saat

Trenle kaç saatte kaç paraya gideceğiniz hızlı tren veya bölgesel tren (regionale) olmasına ve kaç aktarma yaptığınıza göre değişir.  Dahası İtalya’da genelde çok fazla fiyat farkı olmasa da tren saati yaklaştıkça fiyat artar. Çok kesin bir planınız varsa ve treni kaçırmayacağınızdan eminseniz, biletinizi önceden alabilirsiniz. Biletlerin çoğunu trene binmeden önce makinelerde okutmalısınız, aksi takdirde ceza ödeyebilirsiniz.

Köyler arası ulaşım nasıl?

Riomaggiore

Köylere La Spezia ve Levanto’dan karşılıklı çok sık hareket eden trene günlük veya iki günlük bilet alıp (Cinque Terre Card) ki (idare eder) wifi, (olmazsa olmaz) tuvalet, (yokuş ve merdivenden kurtaran) Corniglia’da minibüs bileti ve (açıksa) mükemmel manzaralı yürüyüş yolları da fiyata dahil, fıldır fıldır gezebilirsiniz. Cinque terre resmi sitesine, Cinque Terre Card fiyat listesine ve köyler arası tren saatlerine bu siteden ulaşabilirsiniz. Dikkat edin bazı trenler her durakta durmuyor, tren saatlerinizi her zaman yanınızda taşıyın.

Manarola

Eğer patika yollar açıksa köyler arasındaki patikalardan yürüyebilirsiniz de. Ben dizimde problem olduğundan cesaret edemedim ama aklım kaldı! (tekrar gitmek için bahaneye ihtiyaç yok gerçi ama!). Bazı kısımlar dar ve tamamı yüksek olduğundan herkese göre değil belki ama  harika manzaralarla karşılaşacağınız kesin bilgi, yayalım!

Bir de botla seyahat seçeneğiniz var ki fiyatı itibariyle biz ucuza seyahati tercih edenleri pek ilgilendirmiyor. Dahası bu seçenekle denize kıyısı olmayan Corniglia’ya da gidemiyorsunuz.

Virajlı dar yollar ve otopark problemi sebebiyle arabayla ulaşım pek tercih edilmiyor. Arabanızı La Spezia veya Levanto’ya bırakıp diğer alternatifleri tercih edebilirsiniz. Köylerde en rahat otopark Monterosso Al Mare’de.

Riomaggiore

Aşık oldum! Deniz kenarında daracık bir köy, renkleri de daha canlı sanki! Sahile inmek için trenden indikten sonra biraz yürüyüp sonra ise gizli sayılabilecek merdivenlerden geçiliyor. Yiyecek yerler ve köyün büyük bölümü ise bu merdivenlere yönelmeyip biraz yokuş yukarı yürürseniz karşınıza çıkıyor. Her iki tarafı da keşfedin mutlaka.

Buradan başlayan ve Manarola’ya giden patikanın adı aşk yolu (Via dell’Amore). Heyelan dolayısıyla kapalı değilse 20 dakikalık romantik ve harika manzaraları olan bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Ben şansıma genelde hava bulutlu olduğundan her iki tarafındaki kayalara oturup epey vakit geçirdim, izledim ve bol bol fotoğraf çektim. Burada piknik de yapılabilir; yiyeceğinizi,  içeceğinizi alın ve tadını çıkarın. Ben marketten mis gibi taze çilek aldım ve trende tanıştığım Güney Kore’li Miss Goh ile hem fotoğrafını çektik hem de afiyetle yedik. Paylaşmak güzeldir!  

Ayrıca kayalıklardan denize girmek de mümkün veya güneşlenme seçeneği de oldukça cazip olabilir.

Riomaggiore’de gotik tarzda 14. yüzyılda inşa edilmiş olan San Giovanni Battista kilisesini  ve San Lorenzo kilisesini ve 1260 yılında inşa edilmiş Riomaggiore Kalesini de ziyaret edebilirsiniz.

Fotoğraf açısından çok zengin. Geniş açı manzaralar kadar evleri, martı ve güvercinleri detay olarak da çekmeyi unutmayın. Gün batımı ve gece uzun pozlama için de çok ideal. Her iki yakasında da tripod kurmanız için teraslar var.

Yalnız seyahat ettiğim için kendimi tripodla  çekiyorum ve insanlar genelde şaşkınlıkla izliyor. Bazen de yardım etmek istiyorlar ama ben kadraj ve poz verme açısından (pek veremesem de) tripodla kendimi daha rahat hissediyorum. Bu en popüler kısımda fotoğraf çekilmek için biraz sıra beklemeniz gerekebilir. Böyle durumların üstesinden gelmesinin en iyi yolu ise aşırı turistik noktalara sabah erkenden gelmektir! Ya da ya sabır çekeceksiniz, çünkü bir kare asla yetmez!

Köylerin hepsinde hem restoranlar hem de paket alabileceğiniz birçok yer var. Her zaman sizi en çok çeken yerde yemeyi tercih edin derim. Riomaggiore’de yemek açısından seçenek çok fazla. Paket alabileceğiniz yerlerin en meşhurlarından biri Mamma Mia. Ben burada değişik ve yerel bir şey denemek istedim ve nohut unundan yapılan ‘farinata’ yedim ve benim damak tadıma hiç uymadığını fark etmiş oldum!

Manarola

Buraya gelen çoğu insanın favorisi bu köy oluyor, gerçekten de büyüleyici ve romantik bir yer. Köyün denize bakan rengarenk evlerini izleyebileceğiniz güzel bir patikası ve terasları var. Gün batımı için çekim yapacaksanız buraya biraz önceden gidip tripodunuza yer bulmanız gerekir. Eğer gündüz uzun pozlamayı hiç denemediyseniz gitmeden öğrenin ve kendinize bir nd filtre alın derim. Tabi yedek pilinizi de unutmayın ki benim gibi tek barla kalıp panik atak geçirmeyin!

Manarola’da da 14. yüzyıl tarihli bir gotik kilise var, the Church of San Lorenzo. Hatta 10 Ağustos’ta San Lorenzo Festivali kutlanıyor.

Kışın da Manarola canlı bir yer anlaşılan çünkü 8 Aralıktan Ocak sonuna kadar tepeler rengarenk ışık ve figürlerle aydınlatılıyormuş. Yeni yıla girmek için güzel bir seçenek olabilir.

Burada da kumsal yok ve deniz genellikle dalgalı ama kayalıklarda güneşlenebilir veya çok cesursanız çılgın dalgalarda denize de girebilirsiniz. Ya da bu dalgalarda yüzmede usta İtalyanları izlerken de epey eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

Bu köy ufak pizza ve aperitif dükkanlarıyla dolu. Ben buradaki en küçük büfeden balık ve patates aldım ve terasta kendime bir yer bulup saatlerce oturdum. Bu tarz aperitifleri her köyde bulabilirsiniz; özellikle deniz ürünlerini mutlaka denemelisiniz.

Manarola’nın en harika manzaralı restoranı ise Nessun Dorma! Burada bütçeniz el verirse bir şeyler de yiyebilirsiniz. Ya da sadece bir içki ısmarlarsanız bile yanında gelen ‘aperotivo’ doyurucu olabilir çünkü o kadar para verince (7-8 euro) zeytin, yer fıstığı ve hatta fesleğenli ‘bruscetta’ geldi. Ben ‘aperol’ü de ilk kez orada denemiştim ve bayıldım! Ben deniz manzaralı masamda oturunca karşı masamdaki kız bana gülümsedi ve ona katılmak isteyip istemediğimi sordu. Avustralyalı sevgili Hannah ile böylece arkadaş olup çok güzel sohbet ettik. Eğer özellikle tek başınıza seyahat ediyorsanız dünyanın dört yanından gelen insanlarla arkadaş edinme fırsatlarını değerlendirin mutlaka! İtalyanlarsa (özellikle de İtalyan erkekleri) genel olarak çok sıcakkanlı ve arkadaş canlısı!

Corniglia

Corniglia denizden 100 metre yukarıda ve denize kıyısı olmayan tek köy. Trenden indikten sonra ise Lardarina diye adlandırılan ve 377 basamaktan oluşan merdivenleri çıkmanız veya minibüse binmeniz gerekiyor ki sık kalkıyor ve Cinque Terre Card ile ücretsiz.

Bu yüzden burayı en az favori olarak görse de ben çok sevdim! Köye bir sürü turistle inmemize rağmen dakikalar içinde herkesin nasıl dağıldığına ve duyduğum tek sesin kuş sesleri olmasına inanamamıştım.

Daracık, renkli sokaklar, mis gibi çiçek kokuları ve kuş sesleri! Daha ne olsun?!

Corniglia’da yine tarihi 14. yüzyıla dayanan ve gotik mimariye sahip The Parish of San Pietro ve 18. yüzyıldan kalma Oratory Santa Caterina ziyaret edilebilir. Ayrıca sokaklarda kaybolmak da harika bir fikir.

Ufak bir köy deyip geçmeyin, yıl içinde iki adet festivale ev sahipliği yapıyor. Denk gelirseniz 29 Haziran’da geleneksel bir kek olan “Torta dei Fieschi”yi tadabileceğiniz The San Pietro and Paolo Festivali var. 8 Eylül’de ise Santuario di S. Bernardino’da gerçekleştirilen Feast of our Lady Grace var.

Corniglia’da buram buram tarih kokan sokaklarda İtalyan ev yemekleri yiyebilir, şarap veya limonata içebilir, meşhur gelato’larının tadına bakabilirsiniz.  Ben burada yine yerel bir lezzet olan ‘focaccia’ dan bir dilim alıp meydandaki ağacın gölgesinde afiyetle yemiştim. Bir dilim asla yetmez! 😀

Vernazza

Ufak bir plajı, bir de ara yollardan geçilip bulunan gizli bir plajı, doğal limanı ve tatlı bir meydanı olan köyümüz. Tren istasyonundan hafif yokuş aşağı inerken birçok kafe ve restoran görebilir, buradan farklı yönlere giderek farklı yerleri keşfedebilirsiniz.

Sahile inerek ufak meydanında ‘aperetivo’nuzun veya kahvenizin tadını çıkarabilirsiniz, zira burası kafe ve restoranlarla dolu. Minik plajında güneşlenebilir, denize girebilirsiniz ancak buranın denizindense Monerosso’yu tavsiye ederim. Limanının ucunda uzun uzun oturup renkli kayıklarla gündüz uzun pozlama deneyebilirsiniz. Burada da tıpkı Manarola’da olduğu gibi yüksek dalgalar oluyor. Bu dalgaları izlemek çok zevkli ancak bazen aşırı yüksek olup sizi sırılsıklam edebilir ve eğer değerli eşyalarınız ıslanırsa bu hiç hoşunuza gitmeyeceği için dikkatli olmakta fayda var.

Bu köyde de ziyaret edilebilecek birkaç yer var. Fotoğrafın sağında gördüğünüz Belforte Kulesi ve Doria Kalesi, köyü korsanlardan korumak amacıyla 1500’lü yılların ortasında inşa edilmeye başlanmış. Hatta kesin bir tarihi olmamakla birlikte bu köyde Korsan Festivali kutlanıyormuş. Bunun dışında hemen kıyıdaki sarı bina ise Santa Margherita di Antiochia Kilisesi ve Vernazza’ya yolunuz 20 Temmuzda düşerse onun da festivaline denk gelirsiniz.

Eğer gün batımı çekmek veya köyü en tepeden izlemek isterseniz tren yoluna yakın bir patikadan bu tepeye çıkabilirsiniz. Sıcakta tırmanmak benim için zordu doğrusu ve fotoğraf için ışık çok sertti ama güneş biraz daha inince gün batımı çok güzel olur eminim. Bir de tripod için çok az yer var, burada gün batımı çekecekseniz işinizi önceden garantiye almanız gerekebilir.

Monterosso Al Mare

Burası en uzun plaja sahip en büyük köy ve daha düzayak bir yer. Köyün harika kumsalları, kristal gibi suları ve resifleri var. Bu yüzden denize girmek için de en ideal köy. Hem şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz, duş alabileceğiniz özel plajı hem de kendi havlunuzu serebileceğiniz halk plajı var. Yaz aylarında oldukça kalabalık olacağı aşikâr bu plajlar, Haziran ayında havanın da kapalı olmasıyla bomboştu. Ben zaten tek başıma olduğum için eşyalarımı bırakmaya cesaret edemediğimden denize girmiyorum. Ama tüm mal varlığınızı plajda bırakmadığınız sürece biraz risk almaktan zarar gelmeyebilir. Zira İtalya’nın kuzeyi, güneyine göre çok daha güvenli denebilir.

Köy eski ve yeni diye iki kısma ayrılıyor; trenden indiğiniz kısım yeni kısım, Fegina. Bu kısımda birçok otel ve restoran var ve eski kısıma göre daha uygun sayılabilir. Tren istasyonundan sağ tarafa doğru gidip halk plajına ulaşabilir, tepelere doğru köyü keşfe çıkabilirsiniz. Karşınıza Monterosso’nun kuş bakışı eşsiz manzarası ve 20. yüzyıl başlarında yapılıp günümüzde Monterosso’nun simgesi sayılan deniz tanrısı Neptün’ ün heykeli olan ‘Il Gigante’ çıkacak.

Ben bu tarafta epey kayboldum, kimsecikler yoktu, tepelere çıktım, uzun pozlama yaptım. Gerçi ben Monterosso Al Mare’yi hep uzun pozladım! Dalgalar ve kumsal beni benden aldı!

Tren istasyonundan sol tarafa doğru yürürseniz eski kısım olan ‘Monterosso Vecchio’ya gidersiniz. Bu kısma ulaşmak için bir tünelden geçmeniz gerekiyor. Köyü ikiye ayıransa yine Orta Çağdan kalma Aurora Kulesi (Torre Aurora). Bu tarafın sokakları ve evleri gerçekten çok tatlı ve rengarenk. Restoranları ve kaferleri de çok çekici, özellikle romantik bir akşam yemeği için tercih edilebilir.

Eski köy meydanında San Giovanni Battist Kilisesi’ni (Chiesa Parrocchiale di San Giovanni Battista) ziyaret edebilir, kale kalıntılarını görebilirsiniz. Yine bu tarafta San Francesco Kilisesi’ni (Chiesa di San Francesco) ve harika manzaraya sahip Capuccin tepesindeki (colle dei Capuccin) manastırı ve San Benedetto d’ Assisi heykelini ziyaret edebilirsiniz.

Bu köy en turistik köy olduğundan festivalleri de bol. Eğer denk gelirseniz bunlardan bazıları şöyle:

Mayısın 3. Cumartesisi Limon Festivali (Sagra dei limoni) var ve bu festivalde İtalya’ya özgü limon likörü (limoncino), limon dondurması, marmelatı ve buraya özgü limon kekini (torta al limone) tadabilirsiniz.
Haziran’ın 3. Cumartesisi, Sagra dell’acciuga fritta Meşhur Monterosso ançuezini tadabilirsiniz.
14 Ağustos Festa della Madonna Assunta, gece havai fişek gösterisi izleyebilirsiniz.
Eylülün 4. Cumartesisi şarap festivali, Festa del vino, Cinque Terre DOC şaraplarını ve  Sciacchetrà’yı tadabilirsiniz.

One thought on “Cinque Terre / İtalya”

  1. Sanki gökkuşağı üzerinde yürür gibi hissettim kendimi. O kadar güzel karelerin arasına sıkıştırdığın sade ama içi dolu bilgiler de çok hoş olmuş. Ellerine sağlık. Muhteşem !

Leave a comment